performans ödevi.KURTULUŞ SAVAŞINDA KADIN

KURTULUÅž SAVAÅžINDA KADIN
Dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluÅŸa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez." Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar) ATATÜRK'ün SAMSUN'a vardığı 19 Mayıs 1919 günü İSTANBUL'da Fatih Meydanında düzenlenen mitingde, binlerce Türk kadınına seslenen Halide Edip Hanım şöyle haykırıyordu: "Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece. Fakat, insan hayatında sabahı olmayan gece yoktur." Fatih Mitingini Üsküdar ve Sultanahmet mitingleri izledi. İstanbul'un İşgalinden Sonra Ankara'ya gelen Halide Edip,İZMİR'in kurtuluÅŸuna kadar Onbaşı rütbesiyle BaÅŸkomutanlık Karargahında ve gönüllü olarak Kızılay'da görev üstlendi.Daha sonra üstçavuÅŸ rütbesi verildi. İstiklal Savaşımızla ilgili anılarını " Türk'ün AteÅŸle İmtihanı" baÅŸlıklı bir kitapta topladı. 1921'in soÄŸuk bir kış günü... KurtuluÅŸ Savaşı'nın ölüm kalım günleri. Cephelerde ÅŸiddetli çarpışmalar sürüyor. Darülmuallim'in müsamere salonunda Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) Kadın Kolları'nın toplantısı var. Salon tıklım tıklım. Kürsüde Halide Edip (Adıvar) konuÅŸuyor: '.....cephedeki askerlerimiz, giyime kuÅŸama muhtaçlar... gittim gördüm, İnönü ÅŸehitlerimizin bir kısmı yalınayaktı... silahımız mühimmatımız gayr-ı kafidir (yetersiz); oÄŸullarımızı düşmanın karşısına silahsız mı göndereceÄŸiz?.. İşte bütün bu mülahazalar bizi hepinizi bir yardım seferberliÄŸine davete sevk etti... Bu seferberliÄŸe iÅŸtirak ediniz... gönlünüzden ne koparsa, onunla... Bir çift yün çorap mı örersiniz, yoksa bir çift eldiven mi?! Yoksa gönüllü hemÅŸire mi yazılırsınız? Kesesi elveriÅŸli olanlarınız, nakdi yardım yapabilir; daha da makbule geçer... Mühim olan, bu namus ve haysiyet davasında kadınların, oÄŸullarından ve erkeklerden asla geri kalmadığını ispat eylemektir. Bunu yapacağınızdan eminim.'" Her türden kadının oluÅŸturduÄŸu bu insan yumağını, gelini Elif'in yardımıyla, Hatça Nine, iki elini öne uzatmış yarmaya çalışıyordu. Halide Edip onu fark etmiÅŸti, yanına gitti: - ...Beni mi aradın nine? İşte buradayım; bir diyeceÄŸin mi var?.. Hatça Nine, onu biraz da elleriyle bulacak, heyecanla sarılacaktır. KucaklaÅŸmadan sonra Hatça Nine, bozkır anasının kıraç sertliÄŸiyle diyor ki: -... diyne, gözel kızım! Benim oÄŸlum, Çanakkale'de ÅŸehit! AÄŸlamadım, he mi? Fukara bir çamaşırcıyım, iÅŸimi de bırakmadım, neye? Gızım muallim mektebinde talebedir, onu kim ohutacak? Hatça Nine el yordamıyla, bir yandan da koynunda sakladığı tek sarı lirayı çıkarmaya uÄŸraşıyordu, nihayet buldu, çıkardı ve Halide Edip'e uzattı: - ...ÅŸonu al gözel gızım... Hilal-i Ahmer'in yaralılarına yaz! Hatça'nın gücü bu kadarına yetiyo!.. Halide Edip Hanım, o kadar duygulanmıştı ki; kirpikleri nemli, lirayı aldı; sonra yaÅŸlı kadının boynuna sarılıp, iki yanağından öptü. O toplantıya katılan Ankaralı kadınlar o gün tam bin lira bağış yapmışlardı. Bu inanılmaz bir paraydı." NEZAHAT ONBAÅžI EÅŸini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat'ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit'e nakledildiÄŸinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiÅŸ ve 12 yaşında "onbaşı" rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koÅŸmuÅŸ, çarpışmalara girmiÅŸ ve 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü. Milli Mücadele esnasında 10–12 yaÅŸlarında idi. Babası 70. Alay Kumandanı Hâfız Halid Bey'in yanında birçok harbe iÅŸtirak etmiÅŸtir. Alay'ın askerleri için fevkalade önemli bir rol oynamıştır. Bu harika küçük kız, yaşından beklenmeyecek derecede büyük cesaret örnekleri vererek babası Hafız Halid Bey'in kumandasındaki 70. Alay'ın birçok baÅŸarısına katkıda bulunmuÅŸtur. Gediz Muharebelerinde geri çekilen askerlerin önüne çıkarak, "Durun! Nereye gidiyorsunuz?.." diye haykırarak etrafına olaÄŸanüstü bir cesaret aşılamıştır. Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 tarihinde İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk kiÅŸidir. Bu öneri TBMM' de hararetle kabul edilmiÅŸ, ancak KurtuluÅŸ Savaşı'nın hengamesi içinde iÅŸleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuÅŸtu. Kendisi de hiçbir zaman ne "Madalyamı verin!" talebinde bulundu, ne de TBMM BaÅŸkanlığınca alınmış kararın yerine getirilmesi için müracaat etti.Nihayet karardan 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken TBMM'nin "Şükran Belgesi'ne" kavuÅŸmuÅŸtu ve bu duygulu anda gözyaÅŸlarını tutamamıştı. 70. Alayda ÅŸehit olan bir subayımız, cebinden çıkan annesine yazdığı mektubunda " Alayımızdaki askerler Nezahat'e Türklerin Jean d'Arc 'ı diyor" ifadesi yeralmaktadır. Hepimiz Jean d'Arc ı ortaokuldan beri tanıyoruz ama Nezahat Onbaşı'yı bilen kaç kiÅŸi? TAYYAR RAHMİYE Osmaniye Kazası'nın Kaypak Nâhiyesi Râziyeler Köyü'nden Rahmiye Hanım Fransızların iÅŸkence ve baskılarına tahammül edemeyerek Hüseyin AÄŸa'nın Milli Kuvveterine gönüllü olarak katılmış ve 1336 (1920) Åžubat'ında Hasanbeyli civarında 89. Tümenin yürüttüğü taarruza müfrezesiyle bilfiil iÅŸtirak etmiÅŸtir. Bu çarpışmada Fransızlardan 80 tüfek ve 2 makineli tüfek alınmıştır. Çarpışmada ÅŸehid düşen ve ateÅŸ altında kalan iki arkadaşını kurtarmak için derhal ileri atılarak ÅŸehidleri kurtarmış ve bu kahramanca hareketinden dolayı kendisine "tayyar" (uçan) nâmı verilmiÅŸtir. Temmuz ayında Osmaniye'deki çok korunaklı Fransız karargâhına saldıran arkadaÅŸlarının tereddüdünü gören Tayyar Rahmiye: "–Ben kadın olduÄŸum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduÄŸunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?" diye bağırarak arkadaÅŸlarını hücuma teÅŸvik etmiÅŸ ve Fransız karargâh kapısının on adım önünde alnından aldığı bir kurÅŸun yarasıyla ÅŸehit olmuÅŸtur SAVAÅž MEYDANINDA BİRLİK YÖNETEN İLK KADIN SUBAY FATMA SEHER HANIM 1888'de Erzurum'da doÄŸdu. Subay Suat DerviÅŸ Bey ile evlenip Balkan Savaşı'na katıldı.I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'ne gitti.1919'daki Kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti. Mustafa Kemal'in karşısına dikilerek: 'Kadın isem, Türk de deÄŸil miyim? Bana iÅŸ göster!' diyen bu kahraman Türk kadını, Bu görüşmenin ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesinde görevlendirildi. 300 kiÅŸiyi aÅŸkın birliÄŸi ile BaÅŸkomutanlık Meydan Muharebesi'nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı. Büyük Taarruzun ilk günlerinde General Trikupis'in birliÄŸine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden Müfrezesinin başına geçmiÅŸti. Kahraman kadın KurtuluÅŸ Savaşı'ndan sonra "üstteÄŸmen" rütbesi ile emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay'a bağışladı. 1954 yılında TBMM kendisine yeni aylık tespit etti. Bir savaÅŸ alanında birlik yöneten dünyanın ilk kadın Subayıydı. DOMANİÇLİ HABİBE Milli Mücadele yi yaÅŸayan yazarlarımızdan Şükûfe Nihal Hanım, "Domaniç DaÄŸları'nın Yolcusu–Bir Yurt Gecesi" isimli eserinde dikkat çeken bir olay nakletmektedir: "...İstiklâl Savaşı sıralarında İnegöl toprakları bir büyük facia geçirmiÅŸ... Domaniç DaÄŸları'ndan inen bir köylü kadını, düşmana yol göstererek vatana ihanet etmiÅŸ olan öz oÄŸlunu silâhıyla vurarak bizzat cezalandırmıştır." İki satırla kısaltılan bu olay, bir roman, bir destan konusu olabilecek kadar derin... Bir Türk kadınının yüksek vatan sevgisini ve inancını ifade ettiÄŸi için, kadınlık tarihimizin sayfalarına geçecek kadar haÅŸmetli... Biricik sevgili çocuÄŸunu kendi elleriyle yere seren kahraman ananın yaÅŸadığı bu hâl, hakikaten ibret vericidir. Bir Yunan fırkası, Bursa'nın Gemlik Kazası'ndan geçti. Domaniç'ten, Sultan DaÄŸları'ndan Kütahya üzerine doÄŸru yürüdü. Karargâh Kumandanı Nâzım Bey ÅŸehit oldu. İnegöl halkı yediden yetmiÅŸine kadar düşmana karşı koymaya hazır... Silah bulamayanlar, taÅŸ, odun, demir parçalarıyla vatanı korumaya gidiyorlar!.. O sırada Domaniç DaÄŸları'nın bu yiÄŸit kadını da 20 yıl boyunca bütün bir gençliÄŸini harcayarak yetiÅŸtirdiÄŸi oÄŸlunun eline silahını veriyor. Ona aşıladığı vatan sevgisinden emin bir halde göğsünü gere gere, İnegöl'e düşmanın karşısına gönderiyor. Lâkin, gel gör ki; daÄŸdan inen bu saf köylü çocuÄŸu, bize hıyânet eden bir jandarma onbaşısının oyuncağı oluyor. Yaptığı iÅŸin kötülüğünü farketmeden düşmana haber taşıyor. Bir gün, köyünde oÄŸlunu, yurdunun kurtuluÅŸu için dua ederek bekleyen bu talihsiz anaya, uÄŸursuz bir haber veriyorlar: "–OÄŸlun düşmana casusluk etti!" Kadın bir an duraklamadan silahlarını kuÅŸanarak atına binip yola düşüyor. Kuytu ormanlar, yalçın kayalar aÅŸarak bir yıldırım hızı ile İnegöl'e iniyor. Aldığı adrese göre oÄŸlunun bulunduÄŸu yere varıyor. Kendisini görmek üzere geldiÄŸini söylüyor. Az sonra anasının geliÅŸine sevinen genç, elini öpmek için koÅŸa koÅŸa yaklaşırken atının üstünde dimdik bekleyen kadın, kara feracesinin yenine sakladığı silâhı çekerek tek kurÅŸunla onu topraÄŸa seriyor... Ve atın başını çevirerek arkasına bakmadan, bir kasırga hızıyla dönüp kayboluyor..." MUSTAFA KEMAL'İN KAÄžNISI Yediyordu Elif kaÄŸnısını, Kara geceden geceden. Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu, Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar, İnliyordu dağın ardı, yasla, Her bir heceden heceden. Mustafa Kemal'in kaÄŸnısı derdi, kaÄŸnısına Mermi taşırdı öteye, daÄŸ taÅŸ aÅŸardı. Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik, Nam salmıştı asker içinde. Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü, DoÄŸrulmuÅŸtu yola önceden önceden. Öküzleriyle kardeÅŸ gibiydi Elif, Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar, KocabaÅŸ, çok ihtiyardı, çok zayıftı, Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra, Gecenin ulu ağırlığına karşı, Hafifletir, inceden inceden. İriydi Elif, kuvvetliydi kaÄŸnı başında Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri, Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim; Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına. Alını yeÅŸilini kapmıştı, geçirmiÅŸti, Niceden, niceden. Durdu birdenbire KocabaÅŸ, ova bayır durdu, Nazar mı deÄŸdi göklerden, ne? Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez, Ta gerilerden baÅŸka kaÄŸnılar yetiÅŸti geçti gacır gucur Nasıl dururdu Mustafa Kemal'in kaÄŸnısı. Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden Aman KocabaÅŸ, ayağını öpeyim KocabaÅŸ, Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni. Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciÄŸin, Koma yollarda beni, kulun köpeÄŸin olayım. Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır, Düşerim gerilere, iyceden iyceden. KocabaÅŸ yığıldı çamura, Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar, Örtüldü gözleri örtüldü hep. Kalır mı Mustafa Kemal'in kaÄŸnısı, bacım, Kocabaşın yerine koÅŸtu kendini Elifçik, Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden. Fazıl Hüsnü DAÄžLARCA KurtuluÅŸ Savaşında Kütahya sırtları, -30oC, -40 oC. Ve 75-80 yaÅŸlarında bir nine. Gerisini gelin kafile komutanı Mustafa Necati'den dinleyelim; "Bütün yorgan battaniye ne varsa cephanenin üstüne örtmüş kendisi pazen elbiseyle. Mustafa Necati Bey "nine kar sepeliyor hava çok soÄŸuk bari ÅŸu yorganı alsan sırtına" dediÄŸinde aldığı cevap "dokunma ona, o millet malıdır, nem kapmasın. Ben bir ölürüm ama onunla binler doÄŸacak binler. hayır oÄŸlum hayır hiç üşümüyorum, soÄŸuÄŸu hiç duymuyorum ki. Düşman bu topraklara girdi gireli benim içim yanıyor içim a oÄŸul"" Albay Hulusi ATAÄž'ın kafilesinde olan genç bir kadın hastadır ve cephane taşırken yere düşmüştür, ölmek üzeredir. Hulusi ATAÄž "bacım bana adını söyle seni tarihe yazdıracağım" dediÄŸinde, aldığı cevap "adımı ne yapacaksın a oÄŸul yaz benim adım Anadolu" cevabındaki adımın ne önemi var, önemli olan ülkemin adı ve gururu düşünüşünü keÅŸke, daha sonraki yıllarda da sürdürebilseydik.. Bugün çok farklı bir yerde olurduk. AyÅŸe Hatun'u veya diÄŸer adıyla Tayyibe Hatun'u tanıyor musunuz? Onun yapabildiÄŸini acaba hangi ülkenin kadını yapabilir? Ya da zamanımızda hangi kadın yapabilir? Sekiz aylık kızı kucağında, omuzunda mermi, cepheye cephane götürüyor. Sekiz aylık kız dinler mi düşmanı, aÄŸlamaya baÅŸlıyor. Ve bu sırada ölmesi falan problem deÄŸil Hatun'un, ama düşman eÄŸer onları fark ederse çok kısıtlı olan cephane cepheye gidemeyecek, bütün düşüncesi o AyÅŸe Hatun'un. Ve bu arada çocuÄŸunu göğsüne yaslar, düşman biraz geç gider, indirdiÄŸi zaman kendi elleriyle çocuÄŸunu ÅŸehit ettiÄŸini görecektir. AyÅŸe Hatun yada diÄŸer adıyla Tayyibe Hatun. Peki ne yapar? ÇocuÄŸunu yere koyar üzerini bayrakla örter ve aynen ÅŸunları söyler: "Sen yüzlerce binlerce yıl sonra doÄŸacak Türk çocukları için ÅŸehit oldun" , "bu benim içinde senin içinde bir ÅŸereftir. Yeterki vatan saÄŸolsun" Ve omuzuna alır cephanesini yola koyulur. Mustafa Necati'nin Çankırı-ÇerkeÅŸ önlerinde görüp; görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, hissetmeyen gönüllere, anlamayan kafalara bir ibret levhası olarak sunduÄŸu ve Fevziye Abdullah Tansel'in de ÅŸiirleÅŸtirdiÄŸi olay; Bir zâbit (subay): Ey hemÅŸire (kardeÅŸ)! Sarsana ÅŸu çocuÄŸu yorgana... Mosmor olmuÅŸ yavrucak; vah zavallı vah, yazık! Köylü kadını: DoÄŸru emme ey gardaÅŸ! Görmez misin boranı? FiÅŸeklerin üstüne örtmüşüm yorganı. Varsın çocuk ıslansın... O, bunlara alışgın... Biliyorsun bir silah, bugün bize bir asker, Kadar lâzım... Onun'çün bozulmasın fiÅŸekler! Bugün benden babası silah ister ötede, Islanmasın fiÅŸekler; yanmam çocuk ölse de! HAFIZ SELMAN İZBELİ Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından ve Kastamonu'da ilk kadın meclisi üyesi, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle bir "Cumhuriyet kadını"idi… KurtuluÅŸ Savaşı sırasında Kastamonu' daki kadınları toplamış, asker için çorap, kazak, fanila ördürüp cepheye göndermiÅŸti.Varlıklı bir aileden geliyordu. Asker Kastamonu'ya geldiÄŸinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuÅŸtu. Hep "Ben Cumhuriyetçiyim" dermiÅŸ. SavaÅŸtan sonra yeni baÅŸtan herkes gibi Türkçe harflerle okuma yazmayı öğrenmiÅŸti.Hafız Selman Hanım'a milletvekilliÄŸi de önerilmiÅŸti. "Hafız olduÄŸum için başımı açamam. Başımı açamayacağım için de milletvekili olamam" diyerek kabul etmemiÅŸti. Mustafa Kemal'in Kastamonu'ya geldiÄŸi sırada İzbeli Konağı'nı ziyaret ettiÄŸi ve karşılıklı kahve içtikleri söylenmektedir. HALİME ÇAVUÅž (KOCABIYIK) Kastamonu'da doÄŸan, anne-babasının "kızım gitme" ÅŸeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime ÇavuÅŸ, uzun yıllar Halim ÇavuÅŸ zannedildi. KurtuluÅŸ Savaşı'na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traÅŸ oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduÄŸunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Birçok cephede çarpıştı. Bir Düşmanın açtığı ateÅŸ sonucu bir ayağı sakat kaldı.Bir keresinde İnebolu'dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal PaÅŸa'ya rastladı. Ancak rastladığı kiÅŸinin O olduÄŸunu bilmiyordu. Mustafa Kemal PaÅŸa "kafa kağıdını istedi. Verdi. "Sen kız mısın?" "Evet." Mustafa Kemal 'in yüzünde, biraz mutlu, biraz hüzünlü bir gülümseme belirdi. Gün geldi savaÅŸ bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traÅŸ olmaktan vazgeçti. SavaÅŸ sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara'ya çaÄŸrıldı....Kapıda yavere "PaÅŸa hangisi bilmiyorum" dedi. Yaverin "soldaki " demesiyle koÅŸup elini öptü. O'nun " Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol" önerisine "Annem babam beni bekler" ÅŸeklinde cevap veren Halime ÇavuÅŸ, "Ben ana-babaya itaatli evlada saygı duyarım" diyen Mustafa Kemal PaÅŸa tarafından çeÅŸitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaÅŸ da baÄŸlandı.75 yaşında hayata gözlerini yumdu. SATI ÇIRPAN KurtuluÅŸ Savaşı'nda cepheye sırtında mermi taşıyan kadınlarımızdandı. Ankara-Kazanlıdır. Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Çırpan, 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermesiyle, meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuÅŸtur . ÅžERİFE BACI 1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaÅŸ malzemesi gelmiÅŸtir. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaÅŸlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kaÄŸnılarla yola çıkarlar. İnebolu'dan kaÄŸnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doÄŸru yol alır. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Åžerife Bacıdır. Åžerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soÄŸuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiÅŸtir. Bugün Kastamonu'da ÅŸanına layık güzel bir anıtı vardır. KILAVUZ HATİCE Adana'nın Külek Nahiyesi'nin Banzınçukur Köyü'nden Hasan AÄŸa'nın Hatice, Fransızlar'a karşı vatani vazifesini yapmak ve yurdunu korumak maksadıyla Kilikya Milli Kuvvetlerinden Emin ve DerviÅŸ aÄŸaların müfrezesine gönüllü olarak iÅŸtirak etmiÅŸtir. Bu müfrezeler Haçkırı,, Kelebek, Bilemedik istasyonlarında bulunan Fransız kıtalarına baskınlar yaparak çok zâyiat verdirmiÅŸ ve Fransızlar'dan –çoÄŸu Ermeni askeri olmak üzere– 200'den fazla esir ve birçok ganimetler almışlardır. Bu baÅŸarılar, Adana Milli Kuvvetlerinin şöhretini arttırmış, yiÄŸitlik ve yılmazlıklarıyla anılan halkın kahramanlık hislerini kamçılamış ve Pozantı saldırısının yapılmasına neden olmuÅŸtu.. Kuvvetlerimiz Pozantı'yı muhasara ettiler. 8 Mayıs 1336 (1920)'de Pozantı'ya üç yönden saldırı ve bombardıman baÅŸladı.. Hakim mevkilerde bulunan toplarımızın Toros DaÄŸları'nda akseden müthiÅŸ gürültülerinden zevk alan Milli Kuvvetlerimiz Pozantı'ya taarruza baÅŸladılar. Bu taarruza bütün kadınlar, çoluk çocuklarıyla halktan, birçok kimseler iÅŸtirak etti. Pozantı'da mahsur kalan Fransızlar'ın Tarsus istikametinde bir yarma hareketi yapacaklarını anlayan Hatice, bir kolayını bulup Fransızlar'a katılmış ve onlara yanlış kılavuzluk etmiÅŸ ve onları çok sarp olan KaraboÄŸazı'nı tıkadıktan sonra firar etmiÅŸtir. En kısa zamanda Milli Kuvvetlere ulaÅŸan Hatice, düşmanın zor durumda olduÄŸunu haber vererek emrine aldığı yüz kadar silahlı adamı ile KaraboÄŸaz'ın iki tarafındaki tepeleri iÅŸgal etmiÅŸ ve Fransızlar tam yarma hareketi yaparken, bir ateÅŸ baskını ile düşmana büyük bir zayiat verdirmiÅŸtir. Bu baskın neticesinde Fransız kıt'alarından 9 subay, 550 esir er ve 7.5'luk bir top ele geçirilmiÅŸtir. Hatice Hanım'ın oynadığı bu rol ve yaptığı fedakârlık her türlü kahramanlığın üzerindedir. Gördes'li Makbule Yunan iÅŸgali sırasında, Akıncılar müfrezesinde Halil Efe'nin eÅŸi Makbule Hanım yirmi yaşını henüz doldurmuÅŸ, cesur ve çevik bir kadındı. 1921'de Halil Efe ile Demirci'de evlenmiÅŸ ve iki ay sonra kocası ile birlikte yurdu kurtarmak için daÄŸa çıkmış, sekiz ay daÄŸlarda kar, yaÄŸmur ve çamurda beraber gezmiÅŸ ve düşmanla muharebe edip, Milli İstiklal Savaşı'nın muvaffakiyetle sonuçlanacağına kanaat getirerek yılmaz bir azim ve sebatla erkeklere büyük örnekler vermiÅŸ ve onların teÅŸvik kaynağı olmuÅŸtur. Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyinir, ayağında çizme, başında siyah baÅŸlık ve elinde bir Japon filintası taşırdı.. Bir saldırıda düşmandan ele geçirdiÄŸi doru atı üzerinde daima müfrezenin artçısı olurdu. Pek çevik ata biner ve iner, tehlike zamanında herkesten evvel silahını kullanırdı.. Birkaç çatışmaya girdiÄŸi gibi bir iki defa da düşmanın pususuna düşmüş ve hiçbir zaman metanetini kaybetmemiÅŸ, hatta telaÅŸ gösterenlere cesaret örneÄŸi olmuÅŸtur. Akhisar- Sındırgı hattının sonunda yer alan Kocayayla'da yapılan bir çatışmada 16 Mart 1338–(1922)'de başından aldığı bir kurÅŸunla ÅŸehit olmuÅŸ, aynı yerde kanlı elbisesi ve çizmesi ile topraÄŸa gömülmüştür. Nakiye (Elgün)Hanım 13 Ocak 1920 tarihli Sultanahmet mitinginde Halide Edip Hanım ile birlikte 160 bin kiÅŸiyi coÅŸturan Muallimler Cemiyeti BaÅŸkanı Nakiye (Elgün) Hanım konuÅŸmasını şöyle noktalıyordu: "Size memleketin bir kadını sıfatıyla hitap ediyorum. Fatih'in, Selim'in, Süleyman'ın mezarlarını, ecdadının ebedî âbideleri olan camileri, türbeleri bırakıp çıkacak içinizde bir erkek var mıdır? Ben tasavvur edemiyorum. Çıkmayacağız, bırakmayacağız. " Nakiye Hanım 1935 yılında Edirne milletvekili seçilerek, bu alanda da öncü olur. VE DAHA NİCELERİ Bu vatan için destanlaÅŸan kadınlarımız o kadar çok ki, hangisin sayalım: Ekmek piÅŸirerek askere götüren ama bu düşmanlar tarafından tespit edilip askerimizin yerini öğrenmek için çok iÅŸkence gören ama söylemediÄŸi için ekmek piÅŸirdiÄŸi fırına atılarak yakılan Nazife Kadın'ı mı?Taccülcalala hanımı mı;İzmir'li AyÅŸe Hanım'ı (AyÅŸe Altuntaç) mı? İstanbul'lu Asker Saime Hanım'ı mı?; Aydın Cephesinden AyÅŸe Hanım'ı mı? Çiftlikli Kübra Hanım'ı mı?AyÅŸe Onbaşı'yı mı?Tarsus'lu Adile Onbaşı'yı mı? Adana Cephesinden Melek ve Hatice Hanımlar'ı mı? Çete Emir AyÅŸe'yi mi? Yırık Fatma'yı mı? Faika Hakkı'yı mı? Trakya'lı ana-kız Havva-Zehra Soyyanmazlar'ı mı? MaraÅŸ'lı Senem AyÅŸe'yi mi? Ve isimlerini bilmediÄŸimiz, bu vatan için ÅŸehit olan adsız-sansız binlerce Türk Kadını… Hepsini, rahmet ve minnetle anıyoruz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

KURTULUÅž SAVAÅžINDA KADIN

categoriaKategori: Odev Deposu | commentoYorum (2) data2/3/2008

Paylas

Yorumlar

isimsiz
kadınlsr
2009-01-24 17:10:55
bnmde proje ödevim için lazmdı çk tşk
isimsiz
güzel olmuş
2008-03-25 18:42:32
emeğe saygı güzel olmuş yazı

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz: