Günlük Yaşamda Kullandığımız Element ve Bileşiklerin Elde Edilme

İlk olarak asit ve bazların günlük hayatımızdaki yerini inceleyelim..

FORMİK ASİT (HCOOH) 
 
   Bakterilere küf ve mayalara etki eder. Mikrobik bozunmayı önlemek için gıdalarda koruyucu olarak kulanılır. Karınca salgısında bol miktarda bulunur.

ASETİK ASİT (CH3COOH)

   Sirke asidi olarak bilinir. Asetik asitin %5-8 likçözeltisİ sirke olarak kullanılır. Asetik asit birçok ilaç endüstri  maddesinin kullanılmasında kullanılır.Tahriş edici bir kokouya sahip bir sıvıdır. Alüminyum asetat tuzu,taze kesilmiş yaralarda kan dindirici olarak kullanılır.   

SORBİK ASİT (HC6H7O2)

   Küf ve mayaların gelişmesine engel olur.Bu özelliğinden dolayı yiyeceklerde antimikrobik koruyucu olarak kullanılır. Kokusu lezzeti yoktur.

SÜLFÜRİK ASİT (H2SO4)

   Endüstüride kullanılan en önemli asit ve dünyada en çok üretilen kimyasallardan biridir. SO2 gazı kullanılarak Kontakt metodu denilen bir metotla üretilir. Endüstride birçok alanda kullanılan bu asit,özellikle gübre üretiminde,amonyum sülfat üretiminde,patlayıcı yapımında,boya sanayinde,petrokimya sanayinde kullanılmaktadır.

BENZOİK ASİT (C6H5COOOH)

   Beyaz renkli iğne ve yaprakçık görünümünde bir maddedir.Gıdalarda mikrobik bozunmayı önlemek için kullanılır. En çok kullanıldığı alanlar,meyva suyu,marmelat,reçel,gazlı ,içecekler,turşular ,ketçap ve benzeri ürünlerdir. Benzoik asit, bir çok bitkinin yaprak ,kabuk ve meyvelerinde bulunur.Benzoik asit genellikle sodyum tuzu olarak (Sodyum benzoat) kullanılır. İlave edildiği bitkinin tadını etkiler. 

FOLİK ASİT

   Folik asit dokularında az da olsa bulunur.Folik asit en çok koyu yeşil yapraklı sebzeler ve gıda olarak kullanılan hayvanların böbrek ve karaciğerlerinde bulunur. Biftek, huhubat, sebzeler,domates,peynir ve sütte az miktarda bulunur.Folik asit eksikliğinde vücutta anemi (kansızlık )ortaya çıkar.   

HİDROJEN SÜLFÜR (H2S)            

   Renksiz bir gazdır. Kokmuş yumurtayı andıran bir kokusu vardır. Çok zehirlidir. Uzun zaman solunduğunda insanı öldürebilir. Havada seyreltik olarak bulunduğunda yorgunluk ve baş ağrısı yapar.

NİTRİK ASIT (HNO3)

   Nitrik asit,dinamit yapımında kullanılır. Nitrik asitin gliserin ile reaksiyonundan nitrogliserin meydana gelir. Ayrıca nitrik asit NH4NO3 içeren gübrelerin üretiminde kullanılır.

FOSFORİK ASİT (H3PO4)

   Saf fosforik asit,renksiz kristaller halinde bir katıdır. Fosforik asit,en çok fosfatlı gübrelerin yapımında ve ilaç endüstrisinde kullanılır. 

HİDROFLORİK ASİT (HF)

   Hidroflorik asit yüksek oktanlı benzin yapımında ,sentetik kriyolit (Na3AlF6) imalatında kullanılır. Ayrıca hidroflorik asit camların üzerine şekiller yapmak için kullanılır. Bu iş için,önce cam eşya yüzeyi bir parafin tabakası ile kaplanır.
Sonra parafinin üzerine bir çelik kalem ile istenen şekil çizilir. Bu çizgilere hidrojen florür gazı veya çözeltisi tatbik edilir. Camdaki parafin temizlendikten sonra camda yalnız sabit şekiller kalır.

SODYUM HİDROKSİT (NaOH)

   Beyaz renkte nem çekici bir maddedir. Suda kolaylıkla çözünür ve yumuşak kaygan ve sabun hissi veren bir çözelti oluşturur. Sodyum hidroksit,laboratuvarlarda CO2 gibi asidik gazları yakalamak için kullanılır. Endüstride bir çok kimyasal maddenin yapımında ,yapay ipek,sabun,kağıt,tekstil,boya,deterjan endüstrisinde ve petrol rafinerilerinde kullanılır.

POTASYUM HİDROKSİT (KOH)

   Endüstride arap sabunu üretiminde,pillerde elektrolit olarak ve gübre yapımında kullanılır.

KALSİYUM HİDROKSİT (Ca(OH)2)

Beyaz bir toz olup,suda hamurumsu bir görünüş alır. Sönmemiş kirece su ilave edilmesi ile elde edilir. Kalsiyum hidroksit asidik gazların uzaklaştırılması (Hava gazından hidrojen sülfürün uzaklaştırılması gibi),kireç ve çimento yapımı alanlarında kullanılır.

AMONYAK (NH3)
 
   Renksiz,kendine özgü keskin kokusu olan bir gazdır. Sıvı amonyak özellikleri bakımından suya benzer, polar yapıdadır,hidrojen bağı yapar ve su gibi iyonlarına ayrışır. Amonyak endüstride en çok azotlu gübrelerin ve nitrik asitin üretiminde başlangıç maddesi olarak kullanılır. Zayıf baz olarak ve birçok Laboratuvarlarda ise amonyak ,zayıf baz olarak ve birçok kimyasal maddenin elde edilmesinde kullanılır. Amonyak bilhassa nitrik asit ve amonyum tuzları imalatında,üre,boya,ilaç ve plastik gibi organik madde imalatında kullanılır. Amonyak gazı normal sıcaklıkta basınç uygulandığında kolaylıkla sıvılaşır oluşan bu sıvının buharlaşma ısısı yüksektir (327 kcal/g ) bundan dolayı amonyak endüstride soğutucu olarak kullanılır.

HİDROSİYANİK ASİT (HCN)

   Tabiatta bulunan zehirlerin en kuvvetlisidir. HCN’nin kokusu şeftali çekirdeği içi kokusuna benzer. Metreküpte 34 miligram HCN varlığında kokusu hissedilir. Öldürücü dozu konsantrasyonuna bağlıdır. Mesala,200 mg/m3 konsantrasyonda öldürücü doz 2000 mg dk/m3’tür.

Besinlerimizde Çinko, Potasyum ve Magnezyumun Yeri:

ÇİNKO
 
   Bir çok besinde fazlasıyla bulunan çinko minerali bağışıklık sisteminde anahtar rolü oynar, zinde yapar, verimli yapar. Akyuvarların, antikorların oluşmasında payı vardır. Bağışıklık sisteminin bu askerleri bizi hastalığa neden olan virüslerden koruduğu gibi zehirli maddeleri de zehirsiz hale getirmede yardımcı olur.

ÇİNKO NELER YAPAR?

   Hastalığın kol gezdiği kış aylarında soğuk algınlığı ve gribe karşı çok etkilidir. Çünkü bakterilere ve virüslere karşı savaş açar ve sonuçta bu hastalıklara karşı çok zayıf olan kişilerde bu tehlikeyi azaltır. Akneye karşı da çok etkili bir mineraldir, A vitamininin kimyasal bileşimini harekete geçirir ve mikrop öldürücü etkisi akne sivilcelerinin kaybolmasını sağlar. Fakat çinkonun yararları bununla bitmiyor. Hücre yenilenmesinde payı olduğu için cildi de güzelleştirir. El tırnaklarını sertleştirir ve saçı kuvvetlendirir, nörodermitisi ve uçukları hafifletir. Ve amalgam gibi ağır metalleri de vücuttan atar.

ÇİNKOYA NE KADAR İHTİYACIMIZ VAR?

   Çinkoya olan ihtiyacımız bir çok faktöre bağlıdır. Çocukların ve gençlerin yetişkinlere oranla daha az ihtiyacı vardır. Hastaların sağlıklı kişilerden daha fazla ihtiyacı vardır. Stresli tiplerin de sakin kişilere oranla ihtiyaçları daha fazladır. Alman Beslenme Cemiyeti yetişkinler için günde 15 mg öneriyor. Çinko kürü yapmak isteyen üç ay boyunca günde 20-30 mg almalıdır. Prensip olarak ise kadınların çinkoya olan ihtiyacı erkeklerden daha fazla değildir. Gebe ve emziren annelerin ihtiyacı biraz daha fazla olabilir. Çocuklarda çinko azlığı gelişme ve büyüme bozukluğuna yol açabilir.

DENGELİ BESLENME YETERLİ Mİ?

   Her zaman yeterli değildir. Çinkonun barsak yoluyla alınması herkes için farklıdır. Besinlerin bileşimi de bunda önemli bir rol oynar. Vücut çinkoyu bol proteinli hayvansal ürünlerden aldığında bol lifli bitkisel yiyeceklerden aldığından daha iyi değerlendirir. Bu nedenle vejeteryenler genellikle vücutlarındaki çinko azlığından şikayetçidirler. Sporcular ve şeker hastaları için de aynı şey geçerlidir.

ÇİNKO AZLIĞI NASIL ANLAŞILIR?

   Özellikle enfeksiyonlara karşı zayıf olma çinko azlığının en önemli belirtisidir. Bunun dışında çocuklarda öğrenme yeteneğinin sınırlı olması, büyümedeki aksaklıklar, saç dökülmesi, kısırlık, soğuk eller ve ayaklar, koklama ve tat alma duygusunun sınırlı olması, tırnaklarda beyaz lekeler de çinko azlığının diğer belirtileridir.

ÇİNKO EN FAZLA NELERDE VAR? (100 gramda)


  • İstiridye - 7 mg
  • Peynir - 2-4 mg
  • Sığır eti - 5 mg
  • Sütsüz çikolata - 2 mg
  • Kuru fasulye - 3 mg
  • Yumurta - 1.5 mg
  • Mısır - 2.5 mg
  • Brüksel lahanası - 1 mg
  • Karides - 2.3 mg
  • Brokoli - 1 mg
POTASYUM

   Yazın bronzlaşmak için güneşlenirken terle birlikte potasyum kaybettiğinizi biliyor musunuz? Potasyum eksikliği yorgunluk, kabızlık, bacak krampları ve kalp ritmi bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olur. Zengin potasyum içeren muz, patates, kayısı, kara ekmek gibi gıdalar aynı zamanda kalori yönünden de zengin oldukları için kilo sorunu yaratabilirler.

MAGNEZYUM

   Magnezyum hayati önem taşıyan 11 mineralden birisi, belki de en önemlisidir. Vücudun kendisi bu minerali üretmediği için magnezyumun besinler yoluyla alınması gerekir. Magnezyum özellikle strese ve migrene karşı iyidir ve kalbi korur. Astım ve alerjik nezleyi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. 300 enzimi çalıştırır ve bununla metabolizmayı etkilemiş olur.

DOĞAL SAĞLIK KAYNAĞI:

   Magnezyum toprakta ve deniz suyunda saklıdır. Vücudumuzda da sürekli doldurulması gereken bir magnezyum rezervi vardır. Yani bu mineralin sayısız fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için vücuda devamlı olarak verilmelidir ve sorun da buradadır. Yanlış beslenme, toprakta bu mineralin giderek azalması magnezyumun vücut tarafından yeteri kadar alınmamasına neden olur. Ayrıca fazla terleyen, müshil veya idrar söktürücü ilaç alan kişilerde vücuttan daha fazla magnezyum gider. Stres, gebelik ve emzirme gibi durumlarda ise vücudun magnezyuma olan ihtiyacı daha da artar. Ve vücut bu minerali yeteri kadar almadığı takdirde kemiklerde depo edilmiş olan magnezyuma el atar. Rezervi bittiği zaman da alarm verir. Mide barsak bölgesindeki, idrar yollarında, baldırlardaki kramplar, kalp ritmindeki bozukluklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum eksikliğinin işaretleridir.

NE KADAR MAGNEZYUM?

   Magnezyum ihtiyacı yaşa, yaşam tarzına göre değişir. Bunda esas kural şudur: Bir kadının günde en az 300 mg magnezyuma ihtiyacı vardır. Gebelik ve emzirme devresinde ise bu miktar günde 700 miligramdır. Aksi halde düşük ve erken doğum söz konusudur. Fakat günümüzde besinlerdeki magnezyum miktarı 50 yıl öncesine göre çok daha azdır. Ve bazı yaşam tarzlarında çok daha fazla magnezyuma ihtiyaç vardır (diyet, spor, stres, alkol ve sigara gibi). Magnezyumun fazlasının zararı yoktur, çünkü fazlası vücuttan çıkar. Olabilecek yan etkiler, hafif ishal, hafif mide rahatsızlıkları. Böbreklerinden sorunu olanlar doktora sormadan magnezyumlu preparatlar almamalıdır.

MAGNEZYUM KAYNAKLARI (100 gramda)


  • Kakao (toz) - 590 mg
  • Ispanak - 56 mg
  • Yağlı peynir - 53 mg
  • Dil balığı - 49 mg
  • Muz - 36 mg

                                                          ASPİRİN ELDESİ

İlaç endüstrisinde önemli bir yeri olan asprin nasıl elde edilir?

   Salisilik asit,fenolik OH ve karboksilik grupları içeren bir bileşiktir.Eğer bu fenolik OH grubları asetillenirse ilaç endüstrisinde önemli bir yeri olan asprin(Salisilik Asit)elde edilir.

Madde ve malzemeler:

   Salisilik asit,Asetik anhidrit,Derişik H2SO4,Asetik asit,Su,Erlenmayer,Termometre

Deneyin yapılışı:

   Kuru salisilik asit (1.3g) ve asetik anhidrit (2 ml) kuru bir erlenmayerde karıştırılır.Üzerine 2 damla derişik H2SO4 eklenir.Su banyosu üzerinde,50-60 0C 'de 15 dakika ısıtılır.Ara sıra karıştırılarak soğumaya bırakılır.15 ml su eklenerek karıştırılır ve süzülür.Elde edilen ham asprin,asetik asit/su (1:1) karışımından kristallendirilir.

Sonuç:

   Pratik verim 1.7 g,erime noktası:128-135 0(Bozunma)

Asprinin molekül yapısı:

                      

Çimento Üretimi

   İnşaatlarda,kumla çakılı birbirine bağlamak için kullanılan malzemeye çimento denir.Eski romalılar harcı,kumu söndürülmüş kireçle karıştırarak hazırlarlardı.
   CaO + H2O  ==  Ca(OH)2   
 
   Kirecin yapı malzemesi olarak kullanılması bir kaza sonucu başlamıştır.Bir kireç taşı kütlesi üzerinde yakılan ateş,bir müddet sonra ansızın yağan yağmurla söndürülmüş ve kireç taşı ufakparçalara ayrılarak beyaz bir çamur haline gelmişti.Ancak,bir müddet sonrabu çamurun yeniden katılaştığı ve mukavemetini kazandığı görülmüştür.
                
    (Kireç taşı)CaCO3      == CaO + CO2  Kalsinasyon
             (Kireç)CaO + H2O      == Ca(OH)2  Kireç söndürme   
             Ca(OH)2 + CO2== CaCO3  Karbonasyon

   Günümüzde en fazla kullanılan çimento Portland çimentosudur;karbonat ve silika karışımlarının kalsinasyonu ile üretilir.CaCO3 en fazla kullanılan karbonattır.Portland çimentosunun bileşimi şöyledir.
                
    SiO2         %19-24(Kütlece)   
    Al2 O3        %4-7       
    Fe2 O3        %1-4       
    CaO        %63-68       
    MgO        %0.5-3.5       
    Na2 O.K2O    %0.2-0.8       
                
   Üretilen çimentonun özellikleri kullanılan malzemenin kompozisyonuna ve katılan maddelere bağlıdır.Çimentonun ana maddesi olan kireç,yeryüzünde bol miktarda bulunan kireç taşından gelir.Bu sebeple çimento fabrikaları mümkün olduğunca kireç taşı ocaklarının yanında kurulur.
   Silisyum,demir ve alüminyum da kayalardan elde edilir.Doğal süreçler kayalardaki suda kolay çözünen maddeleri alırlar.Geriye kalan,yağmur sularında çözünmeyen Si,Fe ve Al dir.Bu sebeple aşınmış kayalar,çimento bileşiminde gerekli olan bu maddelerin doğal kaynağıdır.

                                                          ÇİMENTO ÜRETİMİ

• Gerkli malzemenin ocaklardan çıkarılması
• Karıştırma
• Kırma öğütme (Islak süreçte malze çamur haline getirilir.)
• Yüksekfırında ısıtma (1500 C0 )
       H2O uçar 110 C0 'de

Kalsinasyon      ( MCO3 == MO + CO2 )

Arkada kalan oksitlerin ergiyerek birleşmesi ve klinklerin oluşması:

2 CaO.SiO2   di kalsiyum silikat

3 CaO.SiO2   tri kalsiyum silikat

3 CaO.Al2O3   tri kalsiyum alüminar

4 CaO.Al2O3.Fe2O3   tetra kalsiyum alüminaferit

Fırından çıkan madde çok serttir.

• Klinklerin,alçıyla (CaSO4.2H2O) birlikte ince bir toz haline getirilmesi.
• Elde edilen çimentonun torbalanması /depolanması.

   Çimento üretim süreçleri iki çeşittir;Islak süreç ve kuru süreç.İki süreç arsında yukarıda anlattığımız ikinci ve üçüncü süreçlerde fark vardır.Islak süreçte bu safhalrda,malzeme suyla çamur haline getirilerek yapılır.Böylece havaya yayılan tozun önüne geçilmiş olur.
Beton,çimento ile birlikte kum ve çakılı suyla karıştırılarak elde edilen harçtır.Kullanılan suyun,betonun direnci bakımından önemi vardır.
   Örneğin aklımıza şu gelebilir...Deniz kumu kullandığımızı düşünelim...Neden betonun direnci düşük olur?


http://www.turkpaylasim.com ALINTIDIR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !