Balgam nedir ?Beslenme Hastalıkları nelerdir ?Nabız Nedir ?Selul

 



Balgam nedir ?Balgam nasıl önlenir ?Balgama sebeb yiyecekler neledir ?Balgam tedavisi nasıldır ?Balgam nasıl önlenir?Balgam zararlımıdır ?Balgam tedavisi nasıl olmalıdır ?Balgam öldürürmü ?Balgam nasıl yok edilir ?

Solunum yollarında iltihap ya da tahriş sebebiyle meydana gelen, öksürerek çıkarılan sümüksü salgı. Solunum organları (akciğer, bronşlar) hastalıklarında balgam önemlidir. Muayenesi ile hastalığın tabiatı ve yeri hakkında kesin bilgiler elde edilir. Balgamın miktarı, hastalık cinsine göre değişir. Bazı hastalıklarda şiddetli öksürüğe karşılık az balgam gelir (tüberküloz başlangıcı, kuru bronşit), bazı hastalıklarda ise pek çoktur (kavernli tüberküloz, bronşektazide). Rengi ve kokusu da hastalığın cinsi ve seyri ile değişir. Renksiz, saydam, kirli yeşilimtrak, sapsarı, yeşil, sarı olabilir.

Balgam, içindeki maddelere göre çeşitlere ayrılır: a - Sümüksü Balgam yapışkan, cam gibi saydam, tükrük hokkasının dibine yapışan bir balgamdır. Bronşitin ve bazen tüberkülozun başlangıcında görülür, b - İrinli balgam, köpüksüz, irinden ibaret bir balgamdır. Solunum yollarının irinli bir hastalığında (ampiyem, bronşektazi, kronik bronşit) görülür, e - Sümüksü-irinli balgam, en çok görülen bir balgamdır. Kronik bronşitte, tüberkülozda görülür, ç - Seroz balgam, sulu köpüklü çoklukla hafif kırmızı bir balgamdır. Akciğer ödeminde görülür: d- Kanlı balgam, kanın fazla bulunduğu bir balgamdır. Solunum yolları damarlarının çeşitli aşınmaları sonucu (bronş ve akciğer damarları afetleri, ülser) kanın balgama karışması meydana gelir. Balgam bulgularının en tehlikelisi olan kan (hemoptizi) çoklukla tüberkülozda görülür. Tüberkülozun ilerlemiş devrelerinde büyücek kavernlerden gelen kan, hem çoktur, hem de gelmesi uzun sürer, Bazan da hastayı öldürecek kadar kan kaybına sebep olur. e - fibrinli balgam, cam gibi saydam, yapışkan, kabın dibine yapışan bir balgamdır. Çoklukla pnömonide görülür.

Balgama, ilkin gözle bakılarak genel bir fikir elde edilir. Balgamın gerektiğinde mikroskobik muayenesi yapılarak, bakteriyoloji ve kimyanın sağladığı usullerle muayenesi yapılır ve içindeki maddelerin miktarları anlaşılır.



Beslenme Hastalıkları nelerdir ? Beslenme bozukluğu nedir? Kötü beslenme sonucu ortaya çıkan hastalıklar nelerdir? Nasıl düzenli besleniriz ?Beslenmenin kuralları ? İyi beslenme ?Kötü beslenmenin sonuçları ?Beslenme hastalıklarına örnekler ?

KANSIZLIK (Demir yetersizliği) Demir yetersizliğine bağlı :  Besinlerle vücuda alınan demir mineralinin yetersiz alımına bağlı olarak kanda demirin (hemoglobinin) düşük olmasıdır. Kimlerde sık görülür?

-Doğurganlık çağındaki kadınlarda

-Bebek ve çocuklarda Neden Görülür?

-Beslenmede demir mineralinin yetersiz alınması:

Demir yönünden zengin besinlerin tüketilmemesi sonucu oluşur.

-Demirin vücutta iyi kullanılmaması:Bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan demirin vücutta kullanımı daha düşüktür. Bu nedenle C vitamini kaynağı besinlerle (Turunçgiller, yeşil yapraklı sebzeler, domates vb.) birlikte tüketilmelidir.

-Demir ihtiyacının artması

-Kan kaybı (kanama, parazitler vb.)

Belirtileri Nelerdir?

-Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi

-Nefes almada güçlük

-Bulanık görme, uykusuzluk, titreme, iştahsızlık

-Deride, göz kapaklarının iç kısmında, avuçta solukluk

-Çarpıntı -Bacaklarda ödem (parmakla basınca iz kalır)

-Kaşık tırnak

-Toprak yeme Oluşan Sağlık Sorunları

Bebek ve Çocuklarda

-büyüme etkilenir

-okul başarısı azalır

-fiziksel aktivite azalır hastalıklar sık görülür

Gebelerde

-anne ölümlerine neden olur

-bebek ölümleri artar

-düşük doğum ağırlıklı bebek doğar

-hastalıklar sık görülür

Yetişkinlerde

-işgücü azalır, yorgunluk görülür

-hastalıklar sık görülür

Önlenmesi

-Demir yönünden zengin kaynakların tüketilmesi gerekir. Et, tavuk, balık, karaciğer, yumurta, kurubaklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, tahin demir içerir.

-Kurubaklagil ve tahıl yemekleri C vitamini ile birlikte tüketilmelidir.

-C vitamini yönünden zengin turunçgiller, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, patates, domates, yeşil biber gibi besinler her öğün yemeklerle birlikte tüketilmelidir.

-Kansız olan gebelerin demir ilaçları kullanması önerilir.

-Demirin vücutta kullanımını engelleyen çay ve kahve yemeklerle birlikte tüketilmemelidir. Öğün aralarında, açık ve limonla birlikte tüketilmesi uygundur.

-Ekmek, diğer unlu besinler (börek ve çörekler) mayalandırılarak tüketilmelidir.

-Kişisel temizlik kurallarına uyulmalıdır.

İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIKLARI

İyot nedir?

İyot yaşam için büyük önem taşıyan bir mineraldir. Tiroid hormonlarının yapımını sağlar. İyot vücuda yeterli iyot içeren toprakta yetişen besinler, su ve deniz ürünlerinden sağlanır. İyot neden önemlidir?

-Normal büyüme ve gelişme

-Beyin ve sinir sisteminin normal çalışması

-Vücut ısısı ve enerjisinin düzenlenmesi için tiroid hormonlarının yapımı için gereklidir. Tiroid hormonu Tiroid hormonu, boyunda tiroid bezinde yapılır. İyot vücuda yeterli alınmazsa tiroid bezi çok çalışır ve büyür. Bu duruma guatr denir. Oluşan sağlık sorunları

Bebek ve Çocuklarda

-Büyüme geriliği

-Zeka geriliği

-Cücelik görülür

Gebelerde

-Düşük ve ölü doğum görülür.

*Guatr her yaşta görülebilir. İyot yetersizliğine bağlı hastalık sorunları İYOTLU TUZ kullanmakla önlenir. İyotlu tuz kullanımı

-Zeka geriliğini önler.

-Guatrı tedavi edemez, guatr oluşmasını ve ilerlemesini önler.

-İyotlu tuz serin, kuru ve güneş görmeyen yerde saklanmalıdır. PROTEİN – ENERJİ YETERSİZLİĞİ Neden görülür? Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Oluşan sağlık sorunları

-Çocuk ölümlerinin başlıca nedenidir.

-Ateşli hastalıklar sık görülür.

-İshal oluşur. İştah azalır, az besin tüketilir. Bu durum hastalıkların ağır seyretmesine neden olur.

-Büyüme ve gelişmeyi önler, çocuğun boyu kısa kalır, ağırlığı yaşına göre düşüktür.

-Tedavi edilemezse zeka gelişimi bozulur.

Önlenmesi

-Anne sütü 4-6 ay tek başına verilmelidir.

-Büyüme izlenmeli, doğru ek besinlere zamanında başlanmalıdır.

-Çocuk hastalıklardan korunmalı, aşıları düzenli yapılmalıdır.

-Temizlik kurallarına uyulmalıdır.

RAŞİTİZM (kemik hastalığı) Raşitizm:

Vitamin D yetersizliği sonucu görülen bir hastalıktır. D vitamini yeterince vücuda alınmadığından kemikleşme bozulur ve kalsiyumdan yeterince yararlanılamaz.

Kimlerde sık görülür?

Bebek ve çocuklarda Neden Görülür?

-Çocuğun yeterli D vitamini alamaması

-Çocuğun güneşe çıkarılmaması

-Annenin güneşten yararlanmaması

Annenin gebelik döneminde yetersiz beslenmesi Belirtileri Nelerdir?

-Doğumda bebekte kasılma

-Huzursuzluk

-Baş terlemesi, başın sürekli sağa ve sola çevrilmesi

-Kabızlık

-El-bilek genişliği (ağrısız ve 6 aydan sonra)

-Kaburgalarda yuvarlak çıkıntılar (tesbih tanesi gibi)

-Bıngıldakların kapanmaması (18 aydan sonra)

-Kafa kemiklerinde yumuşama ve eğrilme (baş alın ve yanlarında çıkıntı)

-Geç oturma ve yürüme

-Bacaklarda eğrilik

-Göğüs kemiklerinde bozukluk (göğüs içe veya öne doğru çıkar)

-Kamburluk, bel kemiğinde eğrilik Raşitizmin Önlenmesi

-Çocuğun her gün kalsiyum içeren besinler tüketilmesi sağlanmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve ürünleridir (yoğurt, peynir, çökelek vb).Pekmez de iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

-Çocuk her gün güneşe çıkarılmalıdır. D vitamininin en iyi kaynağı güneştir. Besinlerde D vitamini yeterli miktarda bulunmaz.

-Güneşlenme cam arkasından olmamalıdır.

-Güneşin az olduğu sonbahar ve kış aylarında yeni doğan bebeğe ek D vitamini, ihtiyacı kadar verilmelidir. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

-Sağlıklı beslenmemiz için gereklidir.

-Güzel görünmek ve güzel konuşmak için gereklidir.

Diş Çürükleri Nasıl Oluşur?

-Dişler iyi temizlenmez ise üzerlerinde besin artıkları ve mikroplar birikir.

-Mikroplar besin artıklarını ve şekerleri kullanıp, dişleri eriten asit oluştururlar.

-Mikropların oluşturduğu asitler ile dişlerde çürük oluşur.

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları nasıl önlenir?

-Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir. Süt ve ürünlerinin tüketimi yeterli olmalıdır.

-Şeker, yemek aralarında değil yemekle birlikte az tüketilmelidir. Fazla şeker ve şekerli besinlerin tüketiminden sakınılmalıdır.

-Anne sütü 4-6 ay süre ile tek başına verilmelidir.

-Dişler düzenli olarak florlu diş macunları ile fırçalanmalıdır.

-Çocuklarda flor uygulaması yapılabilir.

-Posa içeren besinler (elma, havuç vb ) tüketilmeli ve besinler iyi çiğnenmelidir.

-Şeker içermeyen cikletlerin yemek sonrası çiğnenmesinin olumlu etkileri vardır.

-Dişler belirli sıklıkla kontrol ettirilmelidir.

-Yemek sonrası dişler fırçalanarak temizlenmelidir.

OSTEOPOROZ Osteoporoz:

Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kemiklerin kolaylıkla kırılabilir hale gelmesidir. Kemiklerin mineral içeriği ve yoğunluğu azalır.

Kimlerde Sık Görülür?

-Menapoza girmiş kadınlarda

Yaşlılarda

-Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde

-Yatağa bağımlı hastalarda

Belirtileri Nelerdir?

-Bel kemiğinde ve bacaklarda eğrilikler

-Kolaylıkla oluşan kemik kırıkları. Kırıklar sıklıkla kalça kemiğinde, el bileğinde ve bel kemiğinde görülür.

Öneriler

-Çocukluk çağında kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi ve spor yapması yetişkinlik çağında osteoporozdan korunmayı sağlar.

-Güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalıdır.

-Aşırı tuz ve tuzlu besinler tüketilmemelidir, sofrada tuz kullanılmamalıdır.

-Aşırı yağlı ve şekerli besinler tüketilmemelidir.

-Sigara ve alkolden sakınılmalıdır.

-Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Haftada en az 2-3 kez 45 dakika yürünmelidir.

-Süt ve ürünleri her gün en az 2 porsiyon tüketilmelidir.(İki su bardağı süt veya yoğurt, 2 kibrit kutusu peynir bir porsiyondur.)

-Menapoz döneminde beden kitle indeksinin (ağırlık/boy m2) 26-27 arasında olması osteoporoza karşı koruyucudur. Aşırı zayıflıktan kaçınılmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı: Süt ve süt ürünleridir. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, pekmez de kalsiyumdan zengin kaynaklardır.



Nabız Nedir ? Nabız ne işe yarar? İnsan nabızı kaçtır? Nabız kaç olunca insan ölür? Nabızın önemi ? Nabız nasıl korunur?

Atardamarlara, özellikle bilekteki atardamarlara parmakla basıldığında duyulan ve kalp vuruşunun oraya kadar yansımasından ileri gelen kımıltı. Her kalp vuruşundan sonra atardamarlardaki kanın kalp kuvveti etkisi altında basıncının değişmesi, vücudun sert bölümleri üzerinden geçen arterler üzerine batırılan parmakla duyulur. Hu durulma, arter içindeki kanın kalpten nabız denilen yere kadar gidip parmakla çarpmasından değil, kanın basınç altında kalmasıyla beraber arter duvarlarının kasılan kalp kuvvetinin etkisiyle titreşmesindendir.

Nabız, kalp vuruşuyla hemen eş zamanda değilse de bu ara, bir saniyenin 1/10 kadar olduğu için hemen eş zamanda imiş gibi sanılır. Nabız dalgasının hızının saniyede dokuz metre olduğu hesap edilmiştir. Nabız sayısı kalbin vuruşu kadardır. Kalbin vuruş sayısı üzerinde etki yapan etmenler, nabız sayısı üzerine de etki yapar. İntizamı, dolgunluğu, zayıflığı kalbin vuruş intizamı ve kuvvetiyle ilgilidir. O halde nabız sayısı da kalbin vuruş sayısı gibi yetişkinlerde 60 ? 70 arasındadır. Yeni doğanlarda 130, bir yaşında 120, çocuklarda 90 kadardır. Nabız sayısı harareti yükselten hastalıklarda, sinirlilikte, yemeklerden sonra, yorgunluklarda çoğalır, tifo hastalığında, uykuda, istirahatta yavaşlar.



Selülit : Selulit nedir ? Nedenleri ? Önleme Yolları Nelerdir ?

Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.

Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.

Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.

Selülit nedenleri.

Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.

Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.

Beslenme : Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol: Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.

Duruş : Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak: Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Selüliti önlemenin yolları.

Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj : Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz : Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su : Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler : Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler : Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Selülit tedavisi.

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Kozmetik çözümler : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :

a.. Bikini Anti-Cellulite / Christian Dior
b.. D·Stock / Vichy
c.. Perfect Slim/ Loreal
d.. Aroma Fit Anti-Cellulite / Lancôme
e.. Chrono-Actif / Elancyl
f.. Celluli-Choc / Biotherm
g.. Lift Minceur Anti-Capiton / Clarins



Kışlık Cilt Bakımı kışın cilt bakımı için neler yapılır kışın kuruyan ciltler için yapılması gerenkler kuru ciltlere son kuru ciltin zararları

Özellikle uzun ve soğuk kış ayları cilde özel bir bakım uygulanmasını gerektirir. Tekdüze bir hayat, düzensiz beslenme, şehrin kargaşası, kış aylarında alınan gıdalardaki yağ oranın daha fazla olması, rüzgar, soğuk hava, cildin yıpranarak zarar görmesine ve kötü bir görünüm almasına sebep olur. Bütün bu olumsuz etkileri yok etmek ya da en aza indirmek için cildimize daha fazla özen göstermek zorundayız. Güzellik enstitülerinde yapılan bakımın bir çok değişik safhası vardır. Soğuk kış günlerinde yapılacak bakımın ilk aşaması, cildi öncelikle temizlemeye yönelik olmalıdır. Akşamları makyajı silmek için cilde temizleyiciyle masaj yapılmalıdır. Makyaj önce pamuk ile hafifçe silinip, temizleyici sütle yüz temizlenmelidir. Bu işlemden sonra siyah noktaların sıkılmasına başlanır. Enfeksiyon ve kızarıklıkları önlemek için bu işlemi yaparken parmakların temiz olmasına ve akneleri sıkarken çok fazla zorlamamaya özen gösterilmelidir.


Yumuşak bir fırça ve sabun köpüğü ile yüz ve boyun dairesel hareketlerle temizlenir, sonra da bol suyla yıkanır. Bu işlem yüze pürüzsüz ve parlak bir görünüm kazandırır.
Ölü hücreleri ve pürüzleri yok etmek için yüz ve boyuna sürülen kremler 5 dakika bekletilir. Bir süre sonra ince bir kağıt mendil yardımıyla cilde tonik sürülür.
Bundan sonra yüze parmak uçlarıyla masaj uygulanır. Zayıflamış dokulara renk ve elastikiyet kazandırmak için kuvvetli nemlendiriciler kullanabilir.
Fazla krem bir pamuk ile alındıktan sonra, cilde uygun bir maske yüze sürülür. Maske yaklaşık 10 dakika kadar bekletilir.
Tekrar bir kat tonikle silindikten sonra yüz artık temizdir ve tüm hava muhalefetine rağmen rahatça nefes alabilmektedir.

Yorum Yaz